Hem gazetecilik mesleğini sürdüren, hem de köşe yazarlığı yapan kişi 5N1 kurallarına uyması bir zorunluluk gibi duruyor.

Gazetecilik mesleği gençlik hayalimdi. Aradan geçen 56 senede bunu beceremedim. Rize’nin ilk renkli gazetesini kurduğum zaman (2007) öyle bir hengamenin içine düştüm ki gazeteci kimliğini kazanmak aklımın ucundan bile geçmedi. Yani açıkçası başaramadım.
Bu kutsal mesleğin, hayalim olan mesleğin tanımından gelen zorluğu karşıma çıkan bir başka durumdu.
Nedir o durum?
5N1kuralı!
Gazete haberlerinde uyulması gereken ilkeler vardır. Haber yazısı için araştırma yapan bir kişi, haber niteliği taşıyan bir olay ya da durum ile karşılaşınca şu soruları sorar:
Kim, kimi, ne, neyi, nasıl, niçin, nerede, ne zaman?
Bir haberde, bunların eksiksiz verilmesi gerekir.
Köşe yazarı yorum kattığı için öznesi belli olmayan ve yukarıda sıralanan kurallara uyma konusunda biraz daha özgürdür. Fakat bu kurallara uymayacağı anlamına gelmez!
İşte beni gazeteci değil de köşe yazarlığına iten baş sebep bu kuralların zorluğudur.
Hem gazetecilik mesleğini sürdüren, hem de köşe yazarlığı yapan kişi 5N1 kurallarına uyması bir zorunluluk gibi duruyor.
Bu noktada şu önemli notu da düşmeliyim. Köşe yazarının görevi olayların üzerindeki perdeyi
(Örtüyü) açarak değil, aralayarak gerçeği halka göstermesidir. Kritik olan o “aralama”
işidir. Kamu yararı olmasını düşündüğü bir durumu tamamen faş ederek değil de ( Çünkü suç oluşur) perdeyi aralayarak halka duyurma görevini yerine getirmelidir.
Diğer durumlarda öznesi belli olmayan, yukarıdaki sorulara cevap vermeyen hiçbir anlatının hiçbir değeri yoktur. Salla gitsin! Olmaz.
Bir kısa anımı anlatıp yazıma son vereyim.
Her zaman olduğu gibi yine tökezlemiş ve mahkemeye verilmiştim.
Yazımın konusu “at surat, bet surat, leş surat” mış gibi hakim bana ceza vermeye kalkınca, “atla eşeğin birleşmesinden nasıl ki katır doğuyorsa, at suratla bet suratın birleşmesinden de leş surat doğar” yazmamla kimi kastettiğim beli değil, bana ceza veremezsiniz” dedim. “Kimsenin anlamadığı, sadece muhatabın anladığı bir yazı, konusu ne olursa olsun suç değildir” dedim!
Değerli hakim bey elini ağzına götürdü, gülmeye başladı, fakat eli mahkumdu galiba! 5 sene cezayı yapıştırdı. Beni mahkemeye veren önemli kişiyi korudu zannedersem!
Hulasa, “bu sorulardan birinin bile eksik olması, haberin yetersiz kalmasına ve okuyucuda soru işaretleri doğmasına yol açar”
“Ayna Ayna Ellere, Ayna Düştü Göllere” demeyelim, bir dua ile bitirelim:
Allâhümme yâ mufettiha’l-ebvâb iftah lenâ hayre’l-bâb!
Ey kapıları açan Allâh’ım! Bizim için en hayırlı kapıyı aç!


Baki selam ve dua ile…