RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Su Yetiştiriciliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr İlker Zeki Kurtoğlu su canlılarının yaşadığı ve ürediği alanlara yapılan tahribatın sucul ekosisteme zarar verdiğini belirterek"  Şuan itibariyle kıyılarımızda ki canlılar yok oldu diye radikal açıklamalar yapamayız ancak ileri ki dönemler için risk var" dedi

Rize'de '28. Çamlıhemşin Ayder Kültür, Sanat ve Doğa Festivali' Başladı Rize'de '28. Çamlıhemşin Ayder Kültür, Sanat ve Doğa Festivali' Başladı

Deniz dolgusunun  sürdürülebilir ekosisteme ciddi zararlar verdiğine dikkat çeken Kurtoğlu "Bazan işi ne kadar kolaylaştırırsak o kadar zararlara neden olabiliyoruz. Denizi doldurarak yolu kolay yapar ulaşımı kolaylaştırabilirsiniz ancak orada yaşayan canlıların yaşam sahasını işgal ettiğimizi unutmamamız gerekiyor.  Şuan itibariyle kıyılarımızda ki canlıların yok oldu diye radikal açıklamalar yapamayız ancak ileri ki dönemler için risk teşkil ettiğini de göz ardı edemeyiz." dedi.

Biz eğer sürdürülebilir bir çevre sağlamazsak, sürdürülebilir bir yaşamı sağlama şansımız da kalmaz diyen Kurtoğlu "Sucul ekosistem karada yaşayan insanın atıklarının en son toplandığı yerdir. Zirai faaliyette kullandığımız gübreden, pestitisten tutun da evsel atıkların en son ulaştığı yerdir. Denizi doldurmak veya dere kenarına istinat yaparak dereyi islah etmek veya derenin üzerinde aydınlatma yapmak, derenin akış rejimini hızlandırmak suda yaşayan canlılarımız için çok doğru uygulamalar değil.

Sürdürülebilir çevre derken oradaki sürdürülebilir yaşamı sağlamak zorundayız. Bir poşetin suyun altında 90 yıl yaşadığını ve orda ki yaşamı olumsuz etkilediğini bilmek zorundayız. Karadeniz'de çok ciddi müsilaj etkisi olmasa da malesef insan kaynaklı tehlikeli boyutta bir kirlilik söz konusu." şeklinde konuştu

Kurtoğlu" Koy ve körfezler suyun durağanlaştığı ekonomik balıkların yumurtlamak için yanaştığı alanlardır. Buralar çok kıymetli alanlar. Elbetteki yapılaşmalarda olacak ancak buralarda fayda ve zararı karıştırmadan dengeli yapılasallaşmak radikal uygulamalardan kaçmak ama varsa ihtimaller doğayı hırpalamadan uygulamalar yapmak daha yerinde olacaktır. "dedi.

Kaynak: Çiğdem HACIFAZLIOĞLU