Suriye’de yaşananlar bir çok bilinmeyen denklemlerle sürüyor. SDG=PKK on binlerce sözde elemanları ile, ABD’nin verdiği binlerce Tır silahları ile birlikte yer yarıldı içine girdiler sanki. Sayılarının 100.000 den fazla olduğunu adeta ezberlemiştik.
Düzenli ordu birliklerini an itibariyle tamamlayamadan SDG= PKK’ya operasyona başlayan Suriye ordusu çok suratlı bir şekilde SGD=PKK’nın elinde bulunan Suriye topraklarını, petrol kuyularını, , şehirlerini bir bir kurtarıyor, ABD tarafından rica minnet durdurulmasa Suriye’den terör yapılarını silip süpürecekler
Şu soru soruluyor. ABD’nin verdiği binlerce tır silah nereye kayboldu?
ABD İran’a yönelik bir büyük operasyon hazırlığında! Savaş makinalarını İran’ın yaşamsal damarı Basra Körfezine kapısına dayamış vaziyette. Venezüella örneğinde olduğu gibi bir operasyonla İran’ı küçük düşürmeyi mi deneyecek, yoksa top yekûn bir savaşla işgal hareketine mi girecek belirsizidir!
Bu hareketleri gördükten sonra maksadın hasıl olduğunu belirtelim. ABD’in verdiği silahlar kaybolmadı, Kuzey Irakta İran’a saldırı için hazır bekletiliyor.
Kullandığı aparat SDG=PKK Suriye’den süpürülürken sınırımızın daha doğusunda yeni bir tehlike olarak varlığını sürdürmeye devam edeceği anlaşılıyor.
Geçtiğimiz günlerde Lübnan’lı gazeteci “Türkiye'nin Rusya, İran ve ABD gibi küresel aktörlerle doğrudan çatışmadan bölgedeki tehditleri bertaraf ettiğini vurguladı. Analizde, Türkiye'nin bölgede işgalci bir güç olarak değil, güvenlik doktriniyle uyumlu bir düzen kurucu olarak öne çıktığı ve yakın çevresini şekillendirebilen ender devletlerden biri haline geldiği” yazdı….. “sıradan bir bölgesel güç değil, doğrudan emperyal bir yönetim kurmadan yakın çevresinin siyasi düzenini şekillendirebilen ender modern devletlerden biri hâline geldiğini savundu.
ABD yeni hesaplar peşinde. Dünyayı güç ile terbiye etme, borçlanan ABD’nin çöküşünü erteleme kararlığıyla dünyanın her tarafında savaş tamtamları çalmaya devam ediyor.
35 Trilyon dolar borcu resmen racon keserek kapatmaya çalışıyor. ABD’nin dostu müttefiki olmak bir şeyi değiştirmiyor. Haraç alınması gerekiyorsa hiçbir değeri dikkate almadan soyguna hazırlık yapıyor. İran olayını da bu pencereden görmek isabetli bir yaklaşım olur. Yoksa Demokrasi, insan hakları, uluslararası hukuk, adalet gibi kavramlar artık güçle ifade edildiği bir dünyaya doğru yuvarlanıyoruz.
Bu açmazlar kapımıza dayanmış durumda. İran’a yapılacak bir yıkım öncelikle Türkiye’yi derinden etkileyecektir.
Doğrudan emperyal bir yönetim kurmadan yakın çevresinin siyasi düzenini şekillendirebilen ender modern devletlerden biri hâline gelen ülkemiz bakalım bu badireyi nasıl atlatacak, siyasi ve askeri gelişmelere yön verebilecek mi?
Baki selam ve dua ile